Paleolotik çağdan bu yana
çeşitli kültür ve medeniyetlere
ev sahipliği yapan Gaziantep, Anadolu’nun
ve Dünyanın en eski yerleşim yeridir.
6000
yıllık tarihi geçmişi ile
ilimiz, Tarihi ve kültürel
zenginlikleri Antik Kentleri,Mozaikleri,camileri,
Kiliseleri, Hanları,Hamamları,
Bedestenleri ve pek çok yeraltı
ve yerüstü zenginlikleri ile
bir metropol kenttir. Gaziantepliler
bitmez tükenmez enerjisi,
azmi ve girişimciliği ile
kendi sanayisini kendisi kurmuş
örnek bir sanayi ve ticaret
kenti meydana getirmişlerdir.Gaziantep
Güneydoğu nun en büyük Türkiye'nin
ise 6. Büyük kentidir.Güneydoğu
Anadoluyu batıya bağlayan
kara ve demiryollarının merkezi
olması,Uluslarası havaalanı
ile tam bir metropol kenttir.Gaziantep'in
şu an 9 ilçesi 17 beldesi
ve 616 köyü vardır.İlin nüfusu
1.450.000 civarındadır.Gaziantep'in
rakımı ise 850 metredir.
Gaziantep
tarihinin oluşumunda ve niteliğinde
yer unsurunun önemi büyüktür.
Bölgenin ilk uygarlıklarının
doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz
arasında bulunuşu güneyden
ve Akdeniz´den doğuya, kuzeye
ve batıya giden yolların kavşağında
oluşu, uygarlık tarihine ve
bugüne yön vermiştir. Bu nedenle
Gaziantep, tarih öncesi çağlardan
beri insan topluluklarına
yerleşme sahası ve uğrak yeri
olmuştur. Tarihi İpek yolunun
da bölgeden geçiyor olması
İl´in önemini ve canlılığını
devamlı olarak korumasını
sağlamıştır.
Ayıntap
olarak bilinen eski kent,
bugünkü Gaziantep´in 12 km.
kuzeybatısında Dülük Köyü
ile Karahöyük Köyü arasındadır.
Yapılan arkeolojik araştırmalarda
taş, kalkeolotik ve bakır
dönemlerine ait kalıntılara
rastlanmış olması yörenin
Anadolu´nun ilk yerleşim alanlarından
birisi olduğunu göstermektedir.
Bir süre Babil İmparatorluğu´nun
egemenliği altında kalan Gaziantep,
M.Ö. 1700 yıllarında Hitit
Devleti´nin bir kenti olmuştur.
“Dülük” şehri ise Hititlerin
önemli bir dini merkezi olduğundan
ayrı bir önem taşımaktadır.
Gaziantep ve çevresi M.Ö.
700-546 yılları arasında Asur,
Med ve Pers İmparatorluklarının
yönetimine girmiştir.
Büyük İskender´in Pers Devletini
yıkmasından sonra Romalılar´ın,
M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar´ın
egemenliği altında kalmıştır. Gaziantep;
Kahramanmaraş´tan Halep´e, Birecik´ten
Akdeniz kıyılarına ve Diyarbakır´dan
İskenderun´a giden anayollar üzerinde
bulunduğundan, her dönemin kültür
ve ticaret merkezi olma özelliğini
korumuştur.
Hz. Ömer zamanında İslamiyet´in
Arap Yarımadası dışına yayılması
için sürdürülen mücadeleler esnasında
İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile
Hatay´ı Bizanslılardan aldı. Hemen
ardından kansız ve savaşsız Suriye
ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin
eline geçerek vergiye bağlandı.
İşte Gaziantep´in ünlü Ömeriye Camii
o dönemde fethin sembolü olarak
yapılmıştır.
1071 Malazgirt Savaşı´ndan sonra
bölgede Selçuklu İmparatorluğu´na
bağlı Bir Türk Devleti kurulmuştur.
1270 yılında Moğolların istilası
ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğulları´nın
(1389) ve Memluklular´ın (1471)
eline geçmiştir. 1516 yılında Yavuz
Sultan Selim tarafından Memluklular´a
karşı yapılan Mercidabık (Kilis
Yakınlarında) meydan savaşından
sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı
İmparatorluğu´nun yönetimine girmiş
oldu.
Osmanlılar döneminde çok sayıda
camii, medrese, han ve hamam yapılmış,
kent aynı zamanda imalat, ticaret
ve el sanatları yönünden de ilerlemiştir.
1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki
kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada
22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar
camii, medrese, han, hamam ve üstü
kapalı çarşı olduğunu anlatır.
I. Dünya savaşı sonunda Gaziantep
önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar
tarafından işgal edilmiştir. Nitekim
Gaziantep savunması Ulusal Kurtuluş
Savaşı tarihinde ayrı bir sayfa
olarak yerini almıştır.
Gaziantep Savunması
1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı
zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir
liva merkezi idi.30 Ekim 1918´de
imzalanan Mondros Mütarekesi ile
İtilaf Devletleri paylaştıkları
topraklara sahip olmak amacıyla
harekete geçerken, 17 Aralık 1918´de
İngilizler Antep´e girmiştir. Bir
yıl süren bu işgale Fransızlar tepki
göstermiş, 1918 Eylül´ünde yapılan
İngilizlerin Musul üzerindeki “Nezaret
Hakkı” ndan vazgeçmeleri ile önce
Suriye daha sonra Antep, Urfa ve
Maraş boşaltılmıştır.
Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim
1919´da Kilis´i, 5 Kasım 1919´da
Antep´i işgal ettiler. 1920 yılının
başında ise ünlü Antep Savunması
başlamış oldu. 1 Nisan 1920´de başlayan
Gaziantep savunması 11 ay sürdükten
sonra açlık yüzünden sona ermiştir.
Savunma süresince Fransızlar şehre
70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli
şehit olmuştur. Bu olağanüstü savunma
sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi
6 Şubat 1921 tarihli toplantısında
Antep´e "Gazi" ünvanını
vermiştir. 15 Mart 1921 tarihinde
Londra´da Türk Dışişleri Bakanı
ve Fransız delegasyonu Antep, Adana
ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi
hususunda mutabakat sağlamıştır.
Nitekim bu antlaşma Ankara Antlaşması
ile son şeklini almış ve 25 Aralık
1921´de son Fransız askeri Antep´ten
ayrılmıştır.